26 Temmuz 2013 Cuma

ÇOCUKTA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI-TIRNAK YEME



                 Tırnak Yeme




Çocuğunuz tırnaklarını yiyor, ya da parmağını emiyorsa, hemen endişeye kapılmayın; çünkü bu alışkanlıkların 5 ila 18 yaş grubunda görülme olasılığı yüzde 45'lere varıyor.
Alışkanlıklar devamlı suretle tekrarlanan davranışlardır. Çocuklar genellikle devam ettikleri bu hareketlerin farkında değiller ve bilinçsizce yapıyorlar. Ancak çocuklar bu durumun farkında olmasalar da aileler hemen farkına vararak telaşa kapılıyorlar. Tırnağını yiyen tek çocuğa siz sahip değilsiniz. 5 ile 18 yaş arası çocukların yüzde 40’ı tırnağını yerken; 2 yaşında ki çocukların yüzde 45’i parmağını emiyor. Peki neden çocuklar devamlı parmağını ağzına götürüyor ya da tırnağını yiyor? Aslında bunun tam bir açıklaması yok. Uzmanlar da alışkanlıkların sebeplerinden emin değiller ancak bunların onları rahatlatan, öğrenilebilen davranışlar olduklarını söylüyorlar.
En yaygın alışkanlıklardan biri tırnak yemek ileriki yaşlarda erkeklerde daha çok rastlanıyor. Bu tip alışkanlıklar sıkıntılı çocuklar için bir eğlenme, gerilimlerini azaltma yoludur.
Ancak tırnak yeme alışkanlığını kapmalarının bir diğer sebebi de siz olabilirsiniz. Siz tırnağınızı yiyor musunuz? Araştırmalar gösteriyor ki tırnak yeme alışkanlığı ailesel veya genetik faktörlere de dayanıyor.
Ayrıca birtakım baskı ve sıkıntılar, can sıkıcı olaylar da bazı çocukların tırnak yemelerine neden olmaktadır.
İstek ve davranışları engellenen baskı altında olan, kendilerini mutsuz ve güçsüz hisseden bazı çocuklar bu durumlarla baş edebilme gücünü kendilerinde bulamazlar ve iç dünyalarındaki bu gerginliklerini tırnak yiyerek gidermeye çalışırlar.
Tırnak yeme alışkanlığı; kişilik olarak hassas ve sinirli çocuklarda daha sık görülmekte olup kendini gergin, sıkıntılı ve öfkeli hisseden çocuğun bir tür dışa vurumudur.
TIRNAK YEMENİN GETİRDİĞİ FİZİKSEL TEHLİKELER

Çocuğunuzun uzun süre tırnağını yemesi tabii ki enfeksiyon  kapmasına sebep oluyor. Her tarafı ellediği ellerini ağzına götürmesi mikropları kapmasına davetiye çıkarıyor ayrıca çok uzun süre tırnakların yenmesi tırnak yapısının deforme olmasına neden oluyor.
Tırnak yemeğe uzun süre devan edenlerde dişlerin kesici kenarları aşınabilir. Ya da dişlere yapılan basınçla dişler köklerinden sallanabilir. Diş etleri mikrop kapabilir ve diş etini iltihaplandırabilir.
Yapılan araştırmaların da gösterdiği gibi normal şartlarda ağızda bulunmayan mikro organizmaların, tırnak yeme yoluyla özellikle tuvalet sonrası ellerini yıkama alışkanlığı olmayan çocuklarda ağza taşındığı saptanmıştır.
Bu durum ise ağız ve bazı sistemleri ilgilendiren enfeksiyonlara yol açabilmektedir.
Tırnak yiyenlerde görülebilecek diğer sorunlar ise kalp kapakçıklarını tutan mikrobik hastalıklar, anjin, ağız ve sindirim yolu enfeksiyonları gibi ağır antibiyotik kullanmayı gerektiren hastalıklardır.
Tırnak yeme sonucu ortaya çıkabilen parazitleri çocuktan kardeşlerine ve aile bireylerine de geçebilir. Ve onları da tehdit eder. Bu tür parazitlerin içinde yer alan kancalı kurtçuklardan kurtulmak çok zor, külfetli ve uzun bir süreç ister. Parazitler hızlı üredikleri için bu süreç aileyi çok sıkıntıya sokabilir. Hatta bazen bu parazit ilaçlarının tüm aile tarafından kullanılması gerekebilir. Sonuçta tırnak yiyen çocuklar diğer çocuklara oranla daha çok hastalanıyorlar.
Tırnak yemenin yukarda bahsettiğimiz fiziksel tehlikeleri yanı sıra psikolojik olumsuzlukları da vardır. Çocuklar böyle alışkanlığı olan arkadaşlarıyla alay edebilir ve onunla ilişkilerini keserek onu dışlayabilirler.
Tırnak Yeme Alışkanlığının Nedenleri:
Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır.
- Üzüntü ve sıkıntı duyguları
- Gerilim ve kaygı duyguları
- Öfke ve saldırganlık duyguları
- Korku
- Değersizlik ve güvensizlik duyguları
- Aile içi iletişim sorunları
Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir
Çocuğun ihtiyacı olan güven ve sevgiyi alamaması yani kendisini güvende hissetmemesi korku, stres, öfke ve heyecan durumlarına maruz kalması, kaygı ve endişeler, yalnızlık, aşağılık duygusu, arkadaşlarının ilgisini kaybetme korkusu çocukta tırnak yeme davranışına neden olabilmektedir.
Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması ve çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe, sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir 
Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne – babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını sergileyebilir. Arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, anne baba geçimsizlikleri, anne babanın sık sık kavga etmesi, boşanma ve ayrılıklar da çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur.
Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması, çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması,anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması sonucu çocukta oluşan kıskançlık da dolaylı şekilde çocuklarda tırnak yeme gibi davranışına neden olur. Tırnak yeme taklit yoluyla da edinilebilen bir davranış da olmasından dolayı ailede ya da çevrede herhangi bir bireyin tırnak yeme davranışı göstermesi doğal olarak çocuğun ilgisini çekerek çocukta tırnak yeme gibi davranışa neden olabilmektedir.
Tırnak Yeme Konusunda Aileye Öneriler:
1.-3–4 yaşına kadar görmezlikten gelin görmezden gelerek çocuğu alışkanlığında vazgeçirebilirsiniz. Çünkü bu tip alışkanlıklara bir bakıma ailenin dikkatini çekmek için başlanabiliyor. Çocuğunuz bu tür bir hareketin sizin tepkinizi çekeceğini biliyordur.
2-Çocuğunuza gerekli sevgi ve şefkati gösterin. Çünkü eğer çocuk yeterince ilgi ve sevgi görmüyorsa bunun yarattığı üzüntüyü tırnak yiyerek dışa vurabilir 3-Çocuğunuzun hangi durumlarda tırnak yediğini belirlemeye çalışın. Ör: Gergin olduğunda veya korktuğunda tırnaklarını yiyorsa sakinleştirme yoluna giderek tırnak yemesini engelleyebilirsiniz
4-Bu davranışı söndürmek için alternatifler üretin. Tırnak yemeye başladığı anda yiyecek verilerek meşgul edilmeli ya da heyecanlı anlarında(Ör: Televizyon izlerken) sakız çiğnetmek tırnak yemesini önleyebilir
5-Çocuğunuza ellerini meşgul edecek uğraşlar verin. Sık sık "tırnağını yeme, çek elini" şeklinde yapılan ikazlar onu tedirgin eder. Çocuğun ilgisini çeken özellikle elleriyle uğraşacağı bir etkinliğe yöneltmek gerekir
6-Çocuğunuzun tırnaklarını düzgün kesin, törpüleyin, kremleyin, el bakım seansları düzenleyin (özellikle kız çocukları için çocuğun gururunu okşayarak, tırnak yemenin onu ne denli çirkin yapabileceği yenmemiş tırnağın güzel olduğu fazla üzerinde durmadan telaşsız biçimde anlatılmalıdır.  )
7-Çocuğunuza karşı baskıcı ve eleştirel yaklaşmayın. Çocuğunuza azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler uygulamayın. Çünkü çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir
8-Çocuğunuzun kendisine olan güvenini pekiştirin. Başarılı olduğu alanlara dikkatini çekin.
9-Çocuğunuzu bu alışkanlığın üstesinden gelebileceğine inandırın. Çocukla konuşarak kendi kendine bu alışkanlığı bırakabileceği söylenerek ya da çeşitli ödüller verilerek tırnak yemesi önlenebilir Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.
10-Çocuk ile konuşarak parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde bu alışkanlığı terk etmeye yardımcı olabilir. (Oje kullanmaya, çocuğunuzun tırnak yediğini fark ettiğiniz anda başlamalısınız. Eğer tırnak yeme alışkanlık haline geldi ise bu defacı oje tek başına yeterli olmayabilir.)
11-Çocuğunuzu korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutun. Küçük çocukların kaygı, korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.
12-Çocuğa zaman verilmeli fazla zorlanmamalı Önemli olan sizin ona sabırla yaklaşmanız ve vazgeçirme süreci zamana yaymanız Sabırlı, kararlı olun
Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır. Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir. Çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır

 

ÇOCUKTA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI-PARMAK EMME



Parmak Emme
Genellikle bütün çocuklarda yaklaşık olarak 3-4 yaşına kadar devam eden bir davranıştır ve normal olarak görülür.Parmak emme alışkanlığı geliştiren çocuklarda bu davranışın sonucu olarak bazı organ bozukluklarına da rastlanabilmektedir.Çocuğun emdiği parmağında doku bozuklukları görülebilir.Çocuklar 1.5 yaş civarı bu davranışı yoğun olarak yapmalarına karşı 3- 4 yaş sonlarına doğru bu alışkanlığı bırakmaları beklenir.Kalıcı bir davranış bozukluğu olarak görülmeye başlanmışsa altında genellikle psikolojik kökenli bazı ihtiyaçlar ya da gerginlikler olduğu düşünülebilir.Parmak emmek çocuk açısından gelişimsel bir gerilemeye işaret eder ve buna neden olan etkenin kaynağını doğru saptamak gerekir.Aileye katılan bir kardeş,anne baba ayrılığı ya da kaybı,çevre değişiklikleri,korku ve güvensizlik duyguları çocukta böyle bir bozukluğu ortaya çıkarabilir.Çocuk bebek gibi davranarak kaybettiğini düşündüğü ilgiyi tekrar üzerine çekmek ister.Okul öncesi veya okul çağında olsun,parmağını emen çocuğa yapılan uyarılar hiçbir fayda göstermez ve çocuk ısrarla parmağını emmeye devam edebilir.Bu durumda çocukla konuşmak ve bu davranışın bebeklere özgü bir hareket olduğunu,kendisinin büyüdüğünü  açıklamak şarttır.Ancak sadece açıklamalar yeterli olmaz ve çocuk sevgi ya da ilgi ihtiyacı giderilmediği sürece parmağımı emmeye devam edebilir.Çocukta gerginliğe yol açan etkenler saptanıp doğru bir tavır geliştirilirse  zaman içinde giderek azalacak ve ortadan kalkacaktır.



 Bebeklerde Parmak Emme Nedenleri Ve Tedavisi



Bebekler anne karnındaki konumundan dolayı emme içgüdüsü ile doğarlar. Doğumdan sonra ilk 3-4 ayda normal olarak bir çocuğun yeme içmesi için tek yol emme faaliyetidir. Bir yaşına kadar emme beslenmede esas yoldur. Çocukların emme faaliyetinden büyük ölçüde zevk aldıkları görülüyor. Çocukların bir çoğu beslenmedeki emme faaliyetinin yeterince doygunluk aldıkları görülmektedir. Parmak emme 1,5 yaşına doğru sık görülebilir.

Parmak emme açlıktan kaynaklanan bir davranış değildir. Emme %50’den %87’lere varan yüksek oranda beslenmeye bağlı olmayan davranış biçimidir.9.aydan itibaren bebekler uyku ile parmak emme arasında yakın bir ilişki kurarak, uykuları geldiğinde parmaklarını ağzına götürürler.Bu alışkanlığa “rituel” adı verilir. Ayrıca bazı bebekler diş çıkarma döneminde de bu alışkanlığa yönelebilirler. Dr. David Levy her üç saatte bir beslenen bebeklerin, her 4 saatte beslenen çocuk kadar parmak emdiklerine işaret etmektedir.

Biberon emzikleri eskiyip yumuşadığı için 20 dakika yerine 10 dakika biberonu emen bebekler hala 20 dakika biberon emen bebeklerden daha fazla parmak emmektedirler. Çocuğu parmak emmeden alıkoymak için yapılan çalışmalar 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması, bazıları zorlukla karşılaştıklarında, utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmak emme görülür.

18. ayda sıklaşan parmak emmenin 4 yaşında kaybolması beklenir. Beslenmeye bağlı olan parmak emme birinci yılın sonunda kesilebilir. Parmak emme sıklığı okula başladığı sırada hızla azalır. 6-12 yaşlarında %12 oranında kazanılmış bir alışkanlık olarak süre gelir.

Genellikle bebeklerin çoğu baş parmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Bu durum bazen daha yoğun olarak görülür ve ana-babayı telaşlandırır. Çünkü parmak zamanla hassaslaşmaya ve rengi koyulaşmaya başlar, daha aşırı durumunda dişlerde ve damakta şekil bozukluğuna yol açar. Parmak emmenin uyum ile siki bir ilişkisi vardır. Çocukların uykuya dalarken parmak emerler.2 yaşında ki çocukların bir kısmı uykuya dalarken parmaklarını ağzına almak için direnirler. 3 yaşında bu alışkanlık kendiliğinden kaybolur.

Parmak emme faaliyeti inanıldığından daha az diş düzensizliğine sebep olmaktadır. Parmak emme 5-6 yaşından sonra görülürse arzu edilmeyen bir alışkanlık haline gelir. Parmak emme yatma zamanı devam etse de bu bozuk bir alışkanlıktır. Yapılan araştırmalar, 5-6 yaş dolaylarında sona ermesi halinde zararının olmadığını, ancak devam etmesi halinde bu davranışın kökeninde psikolojik sorun ve gerginliklerin olabileceğini göstermektedir.

Parmak Emme Nedenleri
Yeni doğan bebekler, parmak emmeyi daha anne rahminde öğrenir. Doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden biri emmedir. Bazı bebekler yeni dişlerin çıkması, bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. İlk bir yaş içinde bebeklik döneminde çocuk doğal olarak parmak emebilir. Daha çok başparmağını hatta bazen ayak parmağını bile emebilir. Bu davranışın, çevreyi tanıma ve keşfetme ihtiyacından doğduğu kabul edilebilir.

Parmak emmenin temelinde anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik ve çocukta güven duygusunun yeterince gelişmemiş olduğuna ilişkin görüşler vardır. Ayrıca parmak emmenin uykuyla sıkı bir ilgisi vardır. Birçok çocuk parmaklarını uykulu oldukları ve uykuya daldıkları zaman emerler. Parmak emmenin gıda almak kadar duyguların da doymasına hizmet eden bir keyfiyet olduğu hakkında delil olarak gösterilmektedir. Bilindiği gibi her bebek bir devre parmak emer ve bu gayet tabi olarak görülmelidir.

Parmak Emme Tedavi ve Alınacak Önlemler
Öncelikle parmak emme olayının temeli, nereden kaynaklandığı tespit edilmelidir. Alt ıslatmada olduğu gibi burada da bir gerileme söz konusudur. Örneğin, çocuk yeni doğan kardeşinden sonra parmak emmeye başlayabilir. Çünkü kardeşinin kendi yerini alacağını ana-babasının kendisini eskisi kadar sevmeyeceğini ve kendisi yeteri kadar sevilseydi ikinci bebeğe gerek duyulmayacağını düşünebilir. Bu nedenle çocuk, kardeşi dünyaya gelmeden bu duruma hazırlanmalıdır. Böylece bu tür gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar zamanla ortadan kaybolacaktır.

Parmak emme olayının, alt ıslatma olayına benzerliği itibarıyla kesinlikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır. En sağlıklı yaklaşım, bu davranışın kendine zarar verebileceği, yakışmadığı, başkalarının yanında çok çirkin gözükebileceği, çocuğa sevecen bir dille anlatılmalı ve olumlu bir çevre sağlanmalıdır. Kesinlikle çocuk ev ve okul ortamında eleştirilmemeli ve başkalarının yanında küçük düşürülmemelidir. Çocuk parmak emmediği zaman yaptığı davranışlar ödüllendirilmeli ve parmağını emdiği zaman görmemezlikten gelinmelidir. Böylece parmak emmeyi ilgi çekme amacıyla kullanmamaya başlar.

Parmak emme kendi başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen bir alışkanlık değildir. Özel bir düzeltici tedbir olmayı da gerektirmez. Ancak parmak emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk etmeleri için uygun olmayan tedbirlerin, cezaların uygulanması sonucu bir çok uyum ve duyusal problemlerin ortaya çıkmasının nedeni olabilir. Basit bir alışkanlığı terk ettirmek için uygulanan metotlar durumla ilgisi olmayan yeni ve kronik bazı uyum bozukluklarına sebep olabilir.

Küçük yaşlarda çocuklar uygun şekilde beslenmelidir. Gıda ve anne sütünün kalitesi yanında çocuğun gıda verilirken tutumuna özel bir yer ve önem vermek gerekir. Çocuk gerek anne memesinden ve gerekse biberonla beslenirken annenin göğsüne onun sıcaklığını duyacak şekilde yaklaştırılmalıdır. Bir taraftan çocuğa gıdası veya meme verilirken diğer taraftan anne çocuğa gözlerinden sıcak sevgi akıtmalıdır. Çocuğun gevşek tutulması, hırpalanarak, azarlanarak gıda verilmesi büyük bir anlam taşımaz, haysiyet sahibi bir gence al zıkkımlan diye yiyecek vermenin yaptığı etkiyi yapar. Uygun şekilde beslenme bu problemin ortaya çıkmasında en büyük engel teşkil eder. Belki çocuk parmak emme veya lastik meme emmeden özel bir haz duyabilir. Bu hiçbir zaman zararlı bir alışkanlık değildir.

Normal davranışlar ve ilişkiler yoluyla bu alışkanlık 1 yaşının sonunda terk edilebilir. Eğer çocuk yürümeye başladıktan veya 1 yaşından sonrada bunu yapıyor yani parmağını emiyorsa bu çocuğun fazla yorgun, rahatsız, mutsuz, sıkıntılı, üzüntülü olduğunun belirtisidir. Çocuğun durumunun incelenmesi düzeltici tedbirlerin yalnız bir belirti olan parmak üzerinde değil bütün durumu düzeltmeye yöneltilmesi gerekir. Çünkü parmak emmenin asıl nedenleri ortadan kalkmadıkça çocuk parmak emmeye devam edecektir.

Çocuğa uygun dinlenme, geniş ve çeşitli faaliyet olanakları, oyun ortamları meşgul olmak için olanaklar sağlanmalıdır. Anne babanın uygun olmayan davranışları düzeltilmelidir. Çocuklara bu alışkanlığından dolayı şiddet hareketleri uygulanmamalı ve çocuk batıl fikirlerle korkutulmamalıdır. Mükafat vaadi, çocuğun bunu terk etme arzusunu ve gücünü harekete geçirecek, çeşitli tedbirler çocuğun bunu bırakmasını sağlayacaktır. Çocuğa bilhassa kendi kendini kontrol etmek için, isterse bu alışkanlığı terk edeceği inancını kazandırmak, alışkanlığı yenmek için iyi bir hatırlatıcı olabilir.

Çocuk 4-5 yaşlarına geldiğinde parmağını emmeye devam ediyorsa kendisine telkinlerde bulunmak faydalı olabilir. Çocuğa bu yaptığının çocukça bir davranış olduğu başkalarının gözüne hoş görünmediği onun anlayabileceği bir dille anlatılır. Çocuklar bu yaşlarda genellikle büyük bir insan gibi olmaya, ebeveyni taklit etmeye özenir. Çoğu zaman onlar gibi davranır. Ebeveyn çocuğun bu durumunu çok iyi değerlendirmelidir. Kendilerinin parmak emmediklerini, çünkü bu durumun pek hoş olmadığını söylemeleri çoğu zaman etkili olabilir.



ÇOCUKTA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI-KEKEMELİK



Kekemelik Nedir?
 
                  
Kekemelik, kişinin tekrar kekeleme kaygısıyla konuşma sesi, hece, sözcük ya da, cümleciklerin irkilme, duraklama, uzatma, patlatma, yinelemeler ve bazen bunların yanında, birtakım yüz, el, kol ve vücut devinimleri gibi belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşturduğu  iletişim bozukluğudur.

Kekemeliğin çoğunluk tarafından kabul edilmiş bir tanımı yoktur. Bazıları kekemeliği bir ritim bozukluğu olarak kabul ederler. Ritim bozukluluğuna konuşmanın akıcılığındaki bozukluğu ekleyenler de vardır.

Belirtileri Nelerdir?
  
                  
Kekemelik ışık ve ses dalgasına dayalı iki tür belirti veren bir iletişim problemidir. Kekemelik tek bir isim ile anılan bir pro blem ise de, kendi içinde bir takım ayrıcalıkları olan türler halinde de ele alınabilir.
     Ses dalgasına dayalı olan belirtileri yukarıda verilen tanımlar içinde değişik sözcüklerle ele alınmış bulunmaktadır. Ama burada bir kez daha sıralamakta bir sakınca yoktur. Sesin çıkması gereken zamanda çıkmayışı, patlayarak çıkması, gereğinden fazla uzatılması, gereksiz yere yinelemesi, seslerin birbirine ulanarak sözcük oluşturulmasında olağandışı yerlerde duraklayarak ulamanın kesintiye uğraması gibi belirtiler sese ilişkin olanlardır.
    Ayrıca bunlara ek olarak ışık dalgası, yani görüntü veren diğer belirtiler de vardır. Bunlar konuşanın dudak, burun hareketlerinde olağan dışılık, göz kırpma, gereksiz yerlerde yüz kasılmaları, boyun sinir ve kaslarında kabarma ve gerilme, el ve kol hareketlerinde sertleşme ve gereksiz davranışlar, ayak, bacak hareketlerinin katılması ve tepik, kasılma gibi davranışların görülmesi, bazen tümüyle gövdenin olağandışı davranışlarda bulunması halleridir.
      Kekemelik bazı kişiler için konuşmaya başlama sorunudur. Kişi konuşmaya niyet eder, konuşmak için girişimde bulunur. Fakat bir türlü konuşmanın ilk sözcüğünde, ilk sözcüğün sesine başlayamaz. Onu çıkartmak için zorlanır. Bu zorlanma dışardan da kolayca fark edilebilecek düzeyde olur.
    Kekemeliğin bir diğer türü, konuşma başladıktan sonra alışılmamış bir biçimde konuşmanın kesilmesi ya da duraklamasıdır. Çoğunlukla başlanmış olan tümce bir ya da bir kaç yerinde kesintiye uğrar. Bazı hallerde her duraklamayı bir başlayamama güçlülüğü izler.
    Bir başka tür kekemelik, konuşmaya başlarken belirli seslerin çıkarılış biçimiyle ilgilidir. Bazı bireyler konuşurken bazı sesleri, özelikle sözcüklerin ilk seslerini birden patlatarak çıkarır. Birey para diyecekse, önce duraklar. Bütün gücünü ilk ses olan ‘p’ nin çıkarılmasına harcar. Böylece ilk hece olan ‘pa’ olağandışı bir gürlükte ve birden çıkarılır. Bundan ötürü böylesi belirti veren kekemeliğe patlama denir.
    Bazı olgularda belli bazı sesler olağandışı sayıda yineler. Birey ben diyecekse ‘b’ sesini heceleyerek be, be ,be ,be ,be, be....diye yineler ve sonunda ‘n’ sesini de ekleyerek ben sözcüğünü tamamlar.
    Bazen ses olağandışı uzatılarak çıkarılır. Uzak demek isteyen bir kekeme ‘u’ sesini gereğinden fazla uzatarak ancak uzak sözcüğünü söyleyebilir. O zaman sözcük uuuuuuuuuuzak biçiminde çıkarılmış olur. Uzatma ilk seslerde olduğu gibi sözcük ortasında olan sesler de pek görülmez.

Nasıl Tanı Konur?
 
                  

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
 

 
                  
Kekemeliğin tedavisinde izlenen yollar, nedenlere ilişkin kurumlara bağlı olarak çok ve değişiktir.
Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan uzman sağaltımda o yöne ağırlık verecektir.
Kekemeliği bir kişilik bozukluluğu olarak uzman ise ruhsal sağaltımı savunur ve onu uygular.
Nedene ilişkin kurumları açıklarken, son olarak değinilen orta yol görüşü sağaltım için de geçerlidir. Ancak burada bir önemli noktanın açıklanması gerekmektedir. Kekemeliği baştan nedenler ruhsal olmasa bile sonradan, kekemeliğin bir ruhsal sorun haline dönüştüğü açıktır. Bu bakımdan kekemeliğin düzeltilmesinde ruhsal sağaltım ile konuşma sağaltımının birilikte düşünülmesi gerekmektedir.
Ruhsal sağaltım ya da konuşma sağaltımı için bireysel ve grup çalışmaları yapılabilir. Kekemelerle yapılacak ruhsal sağaltım için grup çalışmalarının daha etkin olduğunu ileri sürenler vardır.
Konuşma tedavisi ve ruhsal sağaltım yöntemleri kekemeliğin birinci ya da ikinci dönem oluşuna, ağırlık derecesine, bireye ve sahip olunan olanaklara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Tedavide bir genel kural kekemeliği yaratan, sürdüren, ağırlaştıran etkenlerin ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azaltılmasına çaba gösterilmesidir.
Kekemeliğin tedavisi diğer konuşma özürlerine göre daha çok zaman alıcı, uzun süren bir çalışmayı gerektirir. Bunun baştan kekeme, ailesi ve uzman tarafından dikkate hatta göze alınması gerekir.
Kekemelikte konuşma terapisi şarttır

Görünme Sıklığı Nedir?
 
                  
  1. Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş). Kekemeliğin ortaya çıkma yaşı bazı durumlarda, okul çağına, nadiren yetişkinliğe rastlamaktadır.
    Kekemelik, toplumda % 3 oranında görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük çocuklarda görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülmektedir. Ketsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir. En çok 2-6 yaş arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yas civarıdır.
  2. Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
  3. Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.
  4. Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir

ÇOCUKTA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI-ALTINI KAÇIRMA VE DIŞKI KAÇIRMA




           Alt Islatma

 
Çocuklarda görülen en yaygın sorun olarak alt ıslatma gösterilebilir.Özellikle mesane kontrolünün  henüz oluşmadığı dönemlerde yaklaşık olarak 3 yaşına kadar çocuklar altlarını ıslatırlar.Doğru ve tutarlı bir tuvalet eğitiminin ardından çocuğun kendini kontrol becerisini kazanması 4 yaşa kadar sürebilir.Ancak 4 yaş ve sonrasında alt ıslatmanın sürmesi davranış bozukluğu olarak değerlendirilir.Nedenleri arasında pek çok etken sayılabilir.Organik sebeplere dayanan alt ıslatmalar olduğu gibi,yanlış başlanmış tuvalet eğitimi,ebeveynlerin yanlış tutumları,çevresel faktörler,kıskançlık ya da farklı psikolojik sorunlar sonucu oluşabilen alt ıslatmalar da görülür.
Küçük yaşlarda görülen alt ıslatmalarda genellikle tedavi uygulanmaz.Ancak okul çağındaki çocukta böyle bir sorun varsa önce fiziksel bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır.Bu yönde ortaya çıkabilecek sorunlar ortadan kaldırıldıktan sonra işin psikolojik kısmıyla ilgilenilebilir.Genellikle fizyolojik sorun yok edilince alt ıslatma da kendiliğinden biter.Bazı durumlarda sadece alışkanlıklardan dolayı alt ıslatma bir süre daha devam edebilir.
Bir uyum ve davranış bozukluğu olarak bakıldığında bu sorun da tıpkı diğer bozukluklar gibi aile içi iletişim eksikliği,baskıcı ya da aşırı kontrolcü tutumlar sonucu ortaya çıkmaktadır.O nedenle bozukluğa yol açan etken saptanarak erken tedavi yoluna gidilmesi büyük önem taşımaktadır.



 
 

                    Dışkı Kaçırma
Alt ıslatmaya göre daha az rastlanmakla birlikte ciddi bir davranış bozukluğudur. Annenin aşırı baskısı ve titizliği,yanlış tuvalet eğitimi ve çatışmalı bir aile ortamı bozukluğu ortaya çıkaran etkenler arasında yer alır.İlgi eksikliği ve gerginlikler de tetikleyen nedenler olarak gösterilebilir.Bu bozukluk genellikle aileleri de en zorlayan davranış bozukluklarından biri  olarak değerlendirilmektedir.Çocuk iki tür dışkı problemi yaşayabilir.Uzunca bir süre dışkısını tutup sonra birdenbire boşaltır,ya da dışkısını hiç tutamayıp kontrol dışı olarak altına kaçırır.Her iki halde de öncelikle çocuğun yaşadığı iç çatışmaların ortadan kaldırılması yönünde bazı tedavi yolları benimsenir.Tedavi yöntemleri ise doğrudan ya da dolaylı olarak uygulanır.Oyun terapisi,ya da grup terapisi olarak doğrudan uygulanabildiği gibi,çocuğun çevresindeki aile bireyleri ve öğretmenleriyle görüşme gibi dolaylı yoldan çözüme ulaşılmaya çalışılır.Görüldüğü gibi bütün uyum ve davranış bozukluklarında en önemli faktör çocuğun ailesiyle ya da çevresiyle yaşadığı çatışmalardır.Çok ilgili aileler,ya da ilgisiz aileler de benzer sorunları yaşayabilmektedir.İlgisiz kalmak kadar aşırı bir ilgi  ve sevgi göstermek de bir çok problemi beraberinde getirebilmektedir.Aslında temel sorun her şeyin doğru kararını bulabilmektedir.Çocuk yetiştirmek göründüğünden daha zor bir iştir. Bu zor sanatın hakkını verebilmek için öncelikle sorumlulukların bilincinde olmak gerekir



 

25 Temmuz 2013 Perşembe

ÇOCUKTA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI


   
Davranış Bozukluğu Nedir?

 

Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar. Hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan, çalma, küfür gibi davranışlar davranış bozukluklarına girer.


Bir çocuğun davranışının bozukluk sayılabilmesi için bazı ölçütler gerekir. Bu ölçütler:


1-Yaşa uygunluk: Her gelişim döneminin kendine özgü davranışları vardır. Bu nedenle çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini iyi bilmek gerekir. Ör; 2 yaş çocuğu negativist,hareketlidir ve istenilen Şeyi yapmaz. Freud'un anal, Erikson'un özerkliğe karşı kuşku ve utanç dönemine rastlayan bu yaşlarda çocuk, özerk bir birey olduğunu öğrenir.Kendisi istemeyince altının değiştirilmesini istemez, öpülmeyi reddeder.


3-5 yaş çocuğu dikkat çekmek ister.Hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatabilir.Henüz yalanla yalan olmayanı ayırt edemezler. Bu nedenle  bu yaşlardaki çocukların anlattıkları yalan olarak kabul edilmezken, 11-14 yaşlarındaki çocuklarda görülen yalan normalden sapan bir davranış olarak kabul edilir.


2-Yoğunluk:Bir davranışın bozukluk olarak kabul edilmesindeki 2. Ölçüt yoğunluktur.Ör; 5 yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu davranış başkasına fiziki zarar verme Şekline dönüşürse, davranış bozukluğu kategorisine girer.


3-Süreklilik:Çocuğun belirli bir davranış türünü ıısrarlı bir biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.
4-Cinsel rol beklentileri: Erkeklerde kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışları ile erkeklere benzer saldırgan davranan kızların davranışları normalden sapan davranış kategorisine girer.

 
GENEL OLARAK DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ NEDENLERI

-Dikkat çekmek:Çocuğa gerekli sevgi ve ilgi gösterilmediğinde ya da yeterli zaman ayrılmadığında dikkat çekmek için davranış bozukluklarına yönelir.

-Ebeveynlere karşı güç kazanma isteği:

-Intikam alma isteği:   Özellikle dayak yiyen,sevgi verilmeyen çocuk ana-babasından intikam almak ister.aşırı otoriter ve baskıcı tutum, katı disiplin ana-babaya karşı öfke ve nefret duygularının gelişmesine ve buna parelel olarak başkaldırıcı bir bireyin oluşmasına neden olur.

-Yetersizlik:Çocuğun kendine güvensiz olması davranış bozukluklarına neden olur. Anne-babanın aşırı koruyucu, hoşgörülü tutumu, gerektiğinden fazla özen gösterilmesi fazla kontrol anlamına gelir. Sonuçta çocuk diğer kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal olarak çabuk kırılan bir kişi olur.Bu durum çocuğun kendi kendisine yetmesine olanak vermez ve davranış bozukluklarına neden olur.

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA OLUMLU ILIŞKI NASIL KURULUR?

1-karşılıklı saygı:Azarlamak, bağırmak, vurmak, susturmak,tutarsız davranmak çocuğa saygısızlığın göstergesidir. Her ana-baba çocuklarına saygı göstermeyi öğrenmelidir. Her çocuk ayrı bir birey olarak ele alnıp, fikirleri sorulmalı ve fikirlerine saygı gösterilmelidir.

2-Çocuğa zaman ayırmak: Çocukla ilgilenmek, zaman ayırmak gerekir. Birlikte geçirilecek zaman nicelik değil, nitelik olarak önemlidir. Birlikte çocuğun hoşlanacağı faaliyetler yapılabilir.

3-Cesaretlendirme:Çocuğun kendine güvenmesini istiyorsa önce anne-baba çocuğa güvenmelidir. Çocuğun çabasını övmeli ve yüreklendirmelidir. Cesaretlendirme çocuğun kendini değerli algılayabilmesi için çok önemlidir.cesaretlendirme çocuğu olduğu gibi  kabul edip, kendi olduğu için değer vermedir.

4-Sevgiyi anlatmak:Çocuğun kendini güvenli hissedebilmesi için, en azından sev

Çocuklarda davranış bozuklukları
Altını ıslatma ve dışkı kaçırma

Psikolojik kökenli kekemelik

Parmak emme

Tırnak yeme

Fobiler ve korkular

Yeme bozuklukları ve iştahsızlık

Uyku bozuklukları

İçe kapanıklık

Çalma

Yalan söyleme

Aşırı hareketlilik

Saldırganlık

Saç yolma

Uyur gezerlik

Bağımlılık
 
 
İnatçı çocuk
 
 
Tikler
 
 
Küfür


 

Çocuk Gelişimi Copyright © 2009 Flower Garden Ipietoon tarafından Tadpole's Notez i�in dizayn edildi. Çiçek resmi: Dapino Türkçe Tam Bir Blog